Ekranın Arkasındaki Görünmez Tehdit Eskiden anne babaların en büyük korkusu, çocuklarının sokaktaki yabancılarla konuşması veya hava karardığında eve dönmemesiydi.
Sokak, tehlikeleriyle "görülebilir" ve "somut" bir yerdi.
Ancak bugün, çocuklarımız odalarının sessizliğinde, ellerindeki o ince cam ekranların arkasında, eski sokaklardan çok daha karanlık ve karmaşık bir labirentin içindeler.
Dijital medya, artık sokaktan daha tehlikeli bir hal aldı.
Duvarlar Arasındaki Sınırsız Tehdite karşı hep birlikte çocuklarımızı korumaya almak zorundayız.
Sokakta çocuğunuzun kiminle konuştuğunu, nereye gittiğini az çok bilirsiniz. Ancak dijital dünyada "kapı" yok.
Bir oyun platformu, masum görünen bir video uygulaması ya da bir sosyal medya mecrası; pedofillerden siber zorbalara,
radikal fikirlerden,
kumar alışkanlığına kadar her türlü tehdidi bir tıkla çocuğunuz karşı karşıya kalıyor.
Algoritmaların Esareti
Sosyal medya algoritmaları çocukları korumak için değil, onları ekranda daha fazla tutmak için tasarlanmıştır.
Bu durum, çocukları yaşlarına uygun olmayan içeriklere ve bağımlılığa sürüklüyor.
Siber Zorbalık sokaktan daha tehlikeli.
Fiziksel şiddetin izi geçer, ancak dijital zorbalığın yarattığı psikolojik tahribat ve toplumsal linç kültürü genç ruhlarda onarılmaz yaralar açıyor.
Çocuklarımız, henüz "özel hayat" kavramını tam kavramadan tüm yaşamlarını, fotoğraflarını ve konumlarını dijital bir veri deposuna teslim edebilirler.
Güvenlik Sadece Yazılımla Olmaz
Birçok ebeveyn, telefona yüklenen "ebeveyn kontrolü" uygulamalarıyla çocuklarının güvende olduğunu sanıyor.
Oysa dijital dünya, teknik önlemlerden daha fazlasını gerektiriyor.
Çocuklarımız "dijital okuryazarlık" eğitimi almadan bu okyanusa bırakıldığında, en gelişmiş yazılımlar bile onları korumaya yetmiyor.
Çocuğunuzu hiç bilmediği, yabancı bir şehirde tek başına sokağa bırakmıyorsanız, sınırsız internetin derinliklerine neden bırakıyoruz.
Devletin son dönemdeki sosyal medya ile ilgli hamleleri gecikmiş olsada çok kıymetlidir her kesim tarafından desteklenmesi gerekmektedir.
Denetimli platformların etik sorumlulukları elbette tartışılmaz
ama dijital de erişilebilir kadar çok tehlikeli varki hayal bile edemediğimiz derece de büyük .
Bunlara karşı koruyucu
asıl kale, aile içinde kurulmalıdır.
Dijital medyayı tamamen yasaklamak bir çözüm değil; aksine çocuğu gizli saklı yollara itmek ve karanlık dijital sokakta yalnız bırakmaktır.
Çözüm, yasaklamak değil, eşlik etmektir.
Gençlerimizi ve çocuklarımızı bu yeni nesil "sokakta" yalnız bırakamayız.
Bu yeni dijital.sokakta yaşayabilmeleri icin okullarda ders eklenebilir gençlerimize konuyla uzman kişilerden eğitim ler aldırılarbilir.
Gençlerin ilgisini çeken paylaşımları hazırlayıp bu dijital sokakta çocuklarımıza eğitici ve doğru bilgileri aktarmalıyız.
Onlara sadece ekranı kullanmayı değil, o ekrandaki tehlikeleri fark etmeyi öğretmek zorundayız.
Unutmayalım; dijital medyanın sunduğu pırıltılı dünya, bir çocuğun masumiyetinden daha değerli değildir.