Bazı meslekler vardır; adı geçince insanın içine bir ferahlık düşer, bir güven hissi sarar yüreğini. Emniyet Teşkilatımız işte öyle bir ocağın adıdır. Bu milletin huzuru, sokağın selameti, gecenin emniyeti onların omuzlarında durur.
Bugün sadece bir yıl dönümünü kutlamıyoruz… Bugün cefayı, fedakârlığı, yiğitliği anıyoruz. Çünkü bu teşkilatın her bir evladı, üniformayı giydi mi kendi canını ikinci sıraya koyar. “Önce vatan, önce millet” der, gerisini düşünmez bile.
Gece biz rahat uyuyalım diye onlar nöbette olur. Bir annenin duasında, bir çocuğun korkusuzca sokağa çıkmasında onların emeği vardır. Ama en çok da yetimin başını okşayan, sahipsizin yanında duran yine onlardır. Kimi zaman bir çocuğun gözyaşını silerler, kimi zaman bir garibin kapısını çalıp “yalnız değilsin” derler. İşte o an, devletin şefkat eli olurlar.
Bizim oralarda derler ya; “Yiğidin harman olduğu yer belli olur.” Emniyet mensupları o harmanın tam ortasında durur. İyinin, doğrunun, mazlumun yanında; kötünün, zalimin, suçlunun tam karşısında… Suç işleyenin korkulu rüyası, mazlumun ise en büyük umudu olurlar.
Kolay mı bu iş? Değil… Vallahi değil. Bayram günü bile evinden ayrı düşer, evladının başını okşayamadan göreve gider. Sofraya oturur, bir telefon çalar; “hadi görev var” denir, kalkar gider. Çünkü bilir ki o çağrı, birinin umudu, birinin canıdır.
Vatan uğruna gözünü kırpmadan canını ortaya koyan bu yiğitler; cesaretin, sadakatin ve fedakârlığın yaşayan timsalidir.
Bugün dönüp baktığımızda şunu çok iyi biliyoruz: Güven dediğin şey öyle kendiliğinden olmaz. Onun arkasında uykusuz geceler, edilen dualar, dökülen alın teri vardır. Emniyet Teşkilatımız işte bu emeğin, bu fedakârlığın en güçlü adıdır.
Ey polisim… Sen varsan güven var.
Ey polisim… Sen varsan huzur var.
Sen varsın diye bu şehirde yetim boynu bükük kalmaz…
Sen varsın diye garip sahipsiz olmaz…
Sen varsın diye suçlunun yüreğine korku düşer…
Allah ayağına taş değdirmesin…
Rabbim seni her türlü kazadan, beladan korusun…
Bu millet sana emanet…
Sen de bu milletin duasına emanetsin…