Advert
Advert

SAMİMİYET SOFRASI!

Bugün Yusuf ÖZDAL Bey ile Dostlar Balık Ali Ekber amcanın davetine icabet ettik.

Yayınlanma Tarihi : Google News
SAMİMİYET SOFRASI!
Reklam Reklam Reklam Reklam

 

Dostlar Balık’ta kurulan sofrada yalnızca yemek değil, eski zamanlardan kalma bir gönül iklimi vardı. İnsan unuttuğu bir duyguyu yeniden bulunca şaşırıyor… Meğer biz en çok samimiyeti özlemişiz.

Bir ara masada gözüm denizden çıkan balığa ilişti. İçimden şu geçti:

“Deryada balık, derya olmadan ne kadar anlamsızsa; dünyada insan da muhabbet ve samimiyet olmadan o kadar eksik…”

Çünkü insanı doyuran yalnızca lokma değilmiş; bazen içten söylenen bir “hoş geldin”, bazen omza dokunan bir güven, bazen de hiçbir menfaat beklemeden kurulan bir dost meclisiymiş.

Ali Ekber amcanın o babacan hâli, Erkan kardeşimizin gönlü bol samimiyeti insana eski Anadolu’yu hatırlatıyor. Hani kapısı kilitsiz evlerin olduğu, akşam çayıyla muhabbetin demlendiği zamanları… Ne reklam var ne gösteriş. Zaten ne Ali Ekber amcanın ne de Yusuf ÖZDAL’ın böyle şeylere ihtiyacı var. Mesele insan kalabilmekte…

Bugün anladım ki biz sofraları değil, aslında birbirimizi kaybetmeye başlamışız. Dijital kalabalıklarda sesimiz çoğaldı ama gönlümüz sustu. Oysa eskiler “yaratılanı Yaradan’dan ötürü severiz” derken bir medeniyet kuruyordu.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ne güzel söylemiş:

“Bir canı sevmekle başlar her şey.”

Gerçekten de öyle… İnsan bazen bir samimi sofrada yeniden insan olduğunu hatırlıyor.

Bir ara muhabbet derinleşince aklıma Pir Sultan Abdal’ın o hikmetli duruşu geldi. Çünkü o da insanı insandan ayıran kibri değil, gönlü büyütmeyi öğütlerdi. Eskiler bilir; muhabbet olduğu yerde kin barınmazdı. Aynı tas çorbaya kaşık sallayan insanlar birbirinin yükünü de taşırdı.

Şimdi ise herkes birbirine duvar örüyor. Siyasi söylemler, dünyevi hesaplar, gösteriş telaşı… Halbuki dünya dediğin üç günlük misafirhane. Geriye ne makam kalıyor ne mal. İnsan ardında yalnızca hoş bir seda bırakabiliyor.

Bugün o sofrada şuna yeniden şahit oldum:

Karşılıksız muhabbet hâlâ dünyanın en büyük zenginliği…

Samimiyet hâlâ insan ruhunun en büyük ilacı…

Ve anladım ki;

Sofrada güzel insanlar varsa acı soğan bile bal gelir insana. Çünkü mesele yeme içme değil, gönül doyurabilmekte…Kalabalıklardan, yapay cümlelerden, menfaat kokan ilişkilerden uzaklaşıp samimiyetin kaldığı sofralara gitmek gerek… Çünkü insan ruhu artık en çok hakiki muhabbeti özlüyor.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Advert